içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Eğitimde Kalpsel Mevzular
EĞİTİMDE KALPSEL MEVZULAR Dokunmak kelimesi… Oysa bu kelimenin altında ne manevi anlamları var. Yüreğe dokunmak gibi mesela. Tensel temas olmadan dokunabilmek… Duygu yüklü dokunabilmek. Bunu en iyi kimler başarır diye sorsam kendime “öğretmen” derim. En iyinin yanında en nitelikli yapan hatta. Öğretmen, toprağa tohumu eker. O tohumu besler. Yeşertir ve bir ağaç olmasını sağlar. O yüzdendir ki öğretmenin bir kalbe dokunabilmesi demek, ağacın dallarının diğer dallara da etki etmesi demek. Çocuk, aileden gördüğü kalpsel mevzularını daima eğitim ortamında öğretmenden bekler. Öğretmenin öğrencilerinin kalbine dokunması, eğitimin doruk noktada olduğunun göstergelerindendir. Öğretmenin tek görevi ders anlatmak, öğretmek vs. öğretim faktörlü görev değildir. Öğretmen, yeri gelince bir anne şefkati ile öğrencisini sarıp sarmalayacak, yeri geldiğinde gururla başını okşayacak. Kısacası öğretmen, kalbin bilimsel niteliği dışındaki vasıflarını bilerek ona manevi anlamda dokunmayı bilecek. Bu da öğretmenin her öğrencisini çok iyi tanıyarak ona göre adım atması ile olmakta. Öğrencisini iyi tanıyan öğretmen, onun kalbine giden yoldan neler geçtiğini bilerek hareket eder. Neden hep öğretmen anne-baba yarısıdır derler? Nitekim öğretmen de en az anne-babanın görevlerini eğitim ortamında öğrenciye sergiler. Ki öğrenci, öğretmenini içselleştirir ve kalbinin bir odacığına öğretmenini yerleştirir. Günümüzde kalbe dokunan öğretmenlerin geçmişe nazaran sayıları hızla artmakta. Bunun en belirgin kanıtı ise nitelikli pedagoji ve eğitim bilimleri temelli interaktif derslerin çoğalması ve yeni nesil öğretmenlerin kendini geliştirme isteği. Geçmişteki öğretmenlerin çoğuna baktığımızda özellikle davranışçı eğitim modelinin içinde görev yapan öğretmenlerin, kalbe dokunmak yerine otokratik davranışları daha ağır basmakta. O sistem dâhilinde öğrenciler, öğretmenleri ile konuşmaya çekinen, sadece öğretmeni bir bilgi aktarıcısı gören kişilerdi. Öğretmenin kalbe dokunmayı öğrenmesi, yapılandırmacı eğitim modeli ile daha çok iliklerimize kadar işlemiştir. Bakıldığında öğrencilerden başarı isteyen öğretmenler, başarıyı sadece öğrencinin bilgiyi alıp kullanması olarak görebilir. Ama asıl başarı, öğretmenin öğrenciyi içselleştirmesi ve kalbine dokunmasından geçer. Siz ne kadar kaliteli bir öğretim ortamı oluşturursanız oluşturun eğer öğrencinizin o an bakışlarından, davranışlarından, sözlerinden vs. ne anlattığını anlamazsanız kusura bakmayın ama bizce öğretmen değilsiniz. Sadece mesleği yapmak için yapanlardansınız. Düşünüyorum da yapılandırmacı bir eğitim ortamında öğrenciliğimi geçirdim. Kaç tane kalbime dokunan öğretmenim vardı? Taş çatlasa iki öğretmendir. Siz de düşünün kaç öğretmen kalbinize dokundu bugüne kadar? Hangi öğretmeniniz sizin ne sevip ne sevmediğinizi biliyordu? Yahut sizi ne kadar tanıyordu? Eğer bu sayı sizde de düşükse demek ki eğitim sistemi içinde hala kalbe dokunamayan öğretmen miktarı fazla demektir. Evet, bir devlet okulunda “800 öğrencinin içinde hangi öğrenciyi tanıyayım, kalbine dokunayım” düşüncesinde öğretmenler olabilir. Burada empati becerinizi kullanmanızı rica ediyorum. Empati güzeldir. Duygudan duyguya geçirir, başkasını anlamamızı sağlar ve üstelik bedava… Ki millet olarak bedava şeylere asla hayır demezken niye empati yapmıyoruz. Tabii siz de haklısınız daha çoğu öğretmenimiz empati yapamazken bunu herkesten beklemek, yersiz oldu. Ne diyorduk, eğer öğretmen o an herhangi bir öğrenci ile empati yaparsa işte o zaman okulun öğrenci sayısı, onun için çocuk oyuncağı sayılır. Öğrencilik hayatım boyunca empatiden yoksun öğretmenlerimi gözlemledim. İster istemez o kadar çok fark ediliyordu ki kalbe dokunan öğretmenlerden farkları. Bizler, kalpsel besleniriz. Kalbimiz doyduğu an beynimiz “ben hazırım” der. Öğrencinin en sevdiği ders yoktur. En sevdiği öğretmen vardır. Eğer ki öğrenci, öğretmeni sevdiyse o dersi de sever. Ve o derste büyük başarılar elde eder. İşte amacımız da bu olsun… Öğrencilerin sevdiği ders değil sevdiği dersler olsun. Yedi dersin içinde bir dersin öğretmeni dokunmasın kalbe, bütün öğretmenler dokunabilsin. Bir çocuğun kalbine dokunmayan, onu hissetmeyen bir öğretmenin başarısı sorgulanmaz mı? Elbette ki sorgulanır. Ayrıca bu tip öğretmenlere sesleniyorum: “Eğitim ortamında fark edilmediğinizi sanıyorsunuz ama öğrenciler kaçın kurasıdır hemen diğer kalbe dokunmayı becerebilen öğretmenle kıyaslanıp geri plana itilirsiniz.” Kalbe dokunmayı bilmeyen öğretmenlerin genelinde öğrenciler arası eşitsiz davranma ve ayrımcılık hâkimdir. Ayrıca o öğretmenler, dersini anlatır, en iyi anlayanı tespit eder ve onun başarısı için koşturur. Diğerleri “kırgın çiçekler” misali kıyıda köşede keşfedilmeyi beklerler. Başarısız öğrenci yoktur, kalbe dokunmayı bilmeyen bu yüzden öğrenciyi başarıya küstüren öğretmen vardır. Çocuklar, anne ve babasını neden her şeyden çok sever? Çünkü başarılarında da başarısızlıklarında da anne ve babası, çocuğunun kalbine dokunmayı ve onu düştüğü yerden kaldırmayı iyi bilir. Kalbe dokunabilme konusunda ne yazık ki hala kötü bir durumdayız. Sırf vakit gitmesin diye bunu gereksiz gören öğretmenlerin vaktini ayırıp bu konuda kendini geliştirmesini temenni ediyorum. Hatta temenni etmekle kalmayıp şunu da eklemek istiyorum: Eğitim, bir bumerangdır. Sizin yetiştirdikleriniz gün gelir sizi yetiştirirler. İleride kalbine dokunamadığınız her öğrencinin karşınıza çıkıp hesap soracağı günü beklemeyin. Kalbe dokunan öğretmen hatırda her daim kalır. Kalbe dokunamayan da hatırlanır. Ama işte nasıl hatırlandığı konusunda pek bir yorum yapamıyorum. Benim de kalbime dokunmasını istediğim ama kalbimi parçalamaktan öteye gidememiş öğretmenlerim vardı. Ve en acısı da hala aramızdalar. Aramızda bu nitelikte öğretmenlerin olması, eğitimde başarıyı geçtim kaliteyi de düşürmekten öteye gidemez. Öğrenciye bir adım gittiğiniz takdir de öğrenci size kalbini verir. Önemli olan öğretmen ve öğrencinin kalp yolunda aynı düzlem içinde karşılaşmasıdır. Ne derler bilirsiniz: “Kalp zaten atıyor marifet onun ritmini değiştirebilen de.” Kalbe dokunun meslektaşlarım, güzel dokunun ki öğrencinin kalpsel ritmi değişsin.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum