içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İnsan hayatına dokunmak

Merhaba değerli dostlar. Bu hafta sizlere yaşanmış ve benimde rolüm olan bir olayı anlatmak istiyorum. Ama öncesinde mesleğimize alakalı bir iki cümle karalayalım, çünkü günümüzde gazeteciler de meslekleri doğrultusunda yargılanır hale geldi, vasıfsız işe yaramayan, birilerinin güdümünde bir nevi "Halkla ilişkiler" personeli gözü ile bakanlar da yok değil. Neyse nedir Gazeteci, görevi nedir?  Teknolojiye evrilen dünyada rolü nedir, ne olmalıdır? En önemlisi Gazeteci özgürdür, emir almaz, almaması lazım. Kendi meslektaşlarını da, yöneticileri de, yeri geldiğinde kendisini bile eleştirebilen, kamu yararını gözeten meslek grubunu icra edene gazeteci denir, etmeyenlere ne isterseniz onu diyebilirsiniz. Gazeteci araştırır, fayda sağlar işte bu noktada başıma gelen, ve bir kaç insanın hayatına dokunma şansı veren bir olayı anlatacağım.

Geçtiğimiz yıl sonunda yurtdışında bulunduğun bir sırada mesaj kutuma bir mesaj düştü. Gönderen Alice F. "Bir akrabamı arıyorum, bana yardım eder misin?" Dedim tabii, ama aklımda deli sorular misali, yazan bir yabancı, mesaj Türkçe, profil Almanya vs. Neyse ikinci mesajda bir foto bu adamı arıyorum. İyi de iyice aklım karıştı. Sonra aramaya karar verdim. Genç bir kadın sesi telefonda kırık bir Türkçe, ağlamaklı bir ses. Ben sordukça açıldı. 2 yıl önce kaybettiği babasının gerçek babası olamadığı, elinde tek ipucu 1995 yılından kalma bu fotoğraf olduğu ve babasının bir Alanyalı olduğundan başka bir bilgi yok. "Sadece tanımak istiyorum, hayat kısa, ondan başka bir şey istemiyorum" diyen ağlamaklı sese sadece "tamam" cevabını verip başladım araştırmaya. Tatil dönüşü elde ettiğim ipuçlarını birleştirip, Alice'in babasını buldum. Adam gergin, adam korkuyor karşısında bir gazeteci elinde bir fotoğraf. "Senin bir kızın var bana ulaştı" diyor.  Tabii bu gergin insan ilk önceleri red etmesine rağmen, bir psikolog misali onu rahatlatmak benim görevim oldu. Kolay değil 3 çocuk sahibi evli ve torunları olan bir adam. Birbirimizi tanıdıkça onun kalbine dokunmayı başardım. Ve ilk kez whatsaap üzerinden sağlanan bir görüşme ile bir baba-kız hikayesinin başrollerinden biri olmuştum. Zaman geçti, baba ve kız Alanya da buluşmaya karar verdiklerinde, yine iş başa düştü. Ve adı Mustafa olan, yeni arkadaşım, dostum ile dertleşme seanslarına başladık. "Sen nasıl bir adamsın, beni o kadar rahatlattın ki, hayatımın en doğru kararını verdim" demesi bile benim için yeterliydi. Ve baba en zor kararı da verdi. Ayhan kardeşim haklısın ne kadar uzarsa o kadar zor olur. "Kızım" gelince ailemle tanıştıracağım, Alice diğerleri gibi benim çocuğum, nasıl ayırabilirim. Bu konuşmadan 2 hafta sonra büyük gün geldi, çağırmış olmalarına rağmen özellikle katılmadım bu ilk buluşmaya. Gözyaşları damlamıştır yüreklerinden, yanaklarına eminim. Mutlu son, güzel başlangıç.

 

Sonra son gün ayrılık vakti geldiği gün Alice ve arkadaşı (o arkadaşı Türkçe konuşmaların tercümanı oldu, Alice'in Türkçesi’nin yetmediği zamanlarda) bana küçük bir hediye poşeti içinde Alman çikolataları getirmişti. Teşekkür ettim, eşim ile birlikte kahvelerimizi içtik ve vedalaştık. Ama paket içinde küçük bir kart, üzerine yazılmış bir iki paragraf ve o yazılanlar. İnsan hayatına dokunmak ne güzelmiş. Şükürler olsun, bir mutluluğa yol açmak, birkaç hayatı değiştirmek ve kısa bir not. O not bu güne kadar aldığım en değerli ödül oldu benim için. Gazeteci olduğumu belgeleyen bir nişan oldu. Teşekkürler Alice…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum