içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Hamam Tası COVID’ten

Dünyayı kasıp kavuran COVID-19 adlı mendebur hadise, 2020 başlıklı o mendebur yılda kapımızdan içeri girmiş gibi görünse de, aslında dünyadaki her yeniliği çok çabuk benimseyen halkımız bu hastalıkla çok uzun zaman önce tanışmıştı.

 

Mart ayında tırmanışa geçen salgın, yetkili-yetkisiz kim varsa durumdan vazife çıkarma noktasına getirmiş ve hayatımız “Maske-Mesafe-Temizlik” üçgeninin iç açıları arasında geçmeye başlamıştı.

 

Elli kuruşluk maskelerin tanesini kat be kat fiyatlarla satan uyanıklara, beş liralık limon kolonyalarını yine beş ya da altı katı fiyatlarla satan şark kurnazları doldurdu ortalığı.

 

Çünkü “Maske” kullanımı öyle bir noktaya getirildi ki, takmayana 900 liralık cezaların takıldığı bir dönem yaşanmaya başladı.

 

Takan da oldu, takmayan da…

 

Kimi devletin koyduğu kurallara mutlak surette uyulması gerektiğinden bahsetti, kimi de bu salgının “dış güçler” adlı komplo kumpanyasının bir temaşası olduğuna inandı.

 

Birçok işyeri salgınla mücadele gerekçesiyle devlet tarafından kapatıldı. Sayıları on milyonlarla ifade edilen ve kapatılan bu sektörlerden geçimini sağlayan halk ise işsizlik denen fakirliğin ilk evresiye tanışmak zorunda kaldı.

 

Kahvehaneler, lokantalar, halı sahalar, spor salonları gibi insanların dip dibe bulunabilecekleri yerler virüs üretim merkezi sanılarak, kapılarını kilitleyip, kepenklerini indirdi.

 

Oysa bu kadar hengâmenin arasında, akla temizlik denince gelen ilk yerler de bu kapanmalardan nasibini aldı.

 

Hamamlar!

 

Hani salgınla mücadele ederken maske kullanımına, mesafe ayarlarına ve temizliğe dikkat edilecekti?

 

Ecdad lafını ağızlarından düşünmeyenlerin ilk kapattıkları yerler ise, adı temizlikle anılan yerler, yani hamamlar oldu.

 

Tarihe dönüp bakmak lazım tabi. Ama tarihi de ellerde kalkan yerine düdüklü tencere kapağı, kılıç yerine oyuncakçıdan alınan “Star Wars” kılıçları ile izlenen, uyduruk dizilerden öğrenmeden elbette.

 

Hani her konuşmasında "Avrupa’ya yıkanmayı ve hatta helayı öğrettiğiyle" övünenler yok mu? Hah, işte bu sözüm onlara;

 

Yahu kardeşim, Osmanlı İmparatorluğu fethettiği yerlerde camiden, kervansaraydan önce Alış Veriş Merkezi mi yapıyordu da, salgında Alış Veriş Merkezlerini açıp, hamamları kapadınız?

 

İslam dininin en önemli mottosu, temizliğin imandan değil de Alış Veriş Merkezlerinden gelmesi mi de, temizlik konusunun en önemli maddesi olan hamamlar halen kapalı?

 

Hamama giren terler, deyimi sadece bizlere ait bir deyimken ve terlemenin aslında vücuttaki ifrazattan kurtulmanın en önemli yolu olduğu bilinirken, birçok hastalığın tedavisinde hamamda keselenerek açılan gözeneklerden, sıcağın etkisiyle atılan terler sayesinde kurtulmanın en kesin tedavi olduğu bilinirken, bu hamamlar neden kapatıldı?

 

Demek ki sabah akşam dilinizden düşürmediğiniz ecdad, size göre öyle pek iş bilen kimselerden oluşmuyormuş…

 

Kusura bakmayın da bundan çıkan sonuç, maalesef biraz o.

 

Türkiye, sağlık turizmini geliştirmeli derken, sağlık turizmi dünyadaki en “tatlı” turizm sektörü derken, şimdi hamamların kapalı olduğunu kime nasıl anlatıp, bu işi bir turizm geliri haline getireceğiz?

 

Valla kimse kusura bakmasın ama bu anlayışla, her iş de olduğu gibi o iş de yatar…

 

Kalın sağlıcakla…

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum