içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Evde Kalmanın Yan Etkileri

Yazıya nasıl gireceğimi bile bilemiyorum artık. Evde kal çağrısına uyduk, evde kalmaya gayret ediyoruz. Ama sosyal hayatın içinde fazlaca vakit geçiren biri olarak bu bana pek hatamadı desem yalan olmaz. Mesleğimiz icabı gün içinde onlarca insan ile sohbet ederken, bir anda kapalı kalmak sinir sistemimi de altüst etti. 

Bilenler bilir, gazetecilik mesleğinin yanında bir de reklam ajansı sahibiyim. Malum yaptığım iki işinde gereği insani ilişkiler içinde olmayı gerektiriyor. Yanlış anlaşılmasın ama 8-5 devlet memuru, yada vardiyalı çalışan bir fabrika işçisi olsam bu kadar etkilenmezdim diyorum bazen kendi, kendime. Neyse dönelim ne oldu da bu kadar yazmak isteği duydum.

Malum sosyal medya kullanıcıları hayli fazla olsada, aslında ben biraz sosyal medya kullanma özürlüydüm. Özürlüydğm diyorum zira şimdi elimde telefon, çıt, çıt Facebook senin Instagram benim dolanıp duruyorum. Eskiden ayda bir belki birşeyler paylaşan ben, paylaşılanları okudukça, gerilip, gerildikçe yazmak hissiyatına kapılıyorum. İşin özü bir iki yılda yapmadığım yorum, beğeni ve paylaşımı şu 21 günde yaptım. Vallahi de yaptım, billahi de yaptım. 

Sivri dilliyimdir zaten, biraz da cins olduğum söylenebilir. Pek sevilmez, zaten pek de ihtiyacım yok. Samimiyeti severim, ama gördükçe yazdım, yazdıkça yazdım. Kimine laf soktum gibi geldi, kimi yok kardeşim ben doğruyum dedi. Ama akıl ve izanın olduğu yerde bizim yazmamıza da gerek yoktu ama, o kadar saçma sapan şeyler gördüm ki inanamadım yahu.

Herkes bir doktormuş, her birey bir uzmanmış ama farkedememişiz. Bende gördükçe yazdım, çemkirdim bazen. Arkadaşlarım aradılar "abi boşver dediler, yazma yahu" dediler. İyi tamam yazmayalım da arkadaşım durum bu. Ya herkesi silmek lazım sosyal medya hesaplarından, yada gazeteciyim ya, bilgi vermek bilinçlendirmek görevim değil mi? Bak yine sinirlendim. Yazma ne demek kardeşim, yazacağız, en çok biz yazacağız ki insanlara bir şey katalım. Yok günümüz gazeteciliğini yapacaksak bana göre değil, nede olsa "Halkla ilişkiler" okumadım. Ha zaten çok okumuş bir adam değilim, değilim derken yanlış anlaşılmasın "diploma" anlamında. Yoksa okuduklarımız buradan Ankara'ya yol olur. Rahmetli Demirel'in bir lafını uyarlamak gerekir ise "Fırsat vardı da ben mi okumadım" şartlar öyle gerktirdi diyelim. Neyse bu bahis uzar gider, konumuza dönelim.

Evde kal çağrıları yapılırken, ona buna sallayan adamların 5 milyonluk villalarında 3 kişilik hayatları eve sığardı da, 60 MT kare 1000 liraya kiraladığın evde hayat eve nasıl sığar. Hem iş yok, hem 3 can var. Hadi sığdır da görelim dediğinde cevap hazır. "Zorunlu olana lafımız yok" iyi de kardeşim onu zorunlu bırakmamak için bir adım atsaydınız daha kolay sığmaz mı hayat eve. Yapanlara da lafım yok. Kalın sağlıcakla

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum