içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

YÜZ YILLIK FARK

Adı Elif.
Yüz yıl önce yaşadı.
Onun da adı Elif.
Bugün yaşıyor.
Yüz yıl önce yaşayan Elif, babasının mirasından erkek kardeşlerine göre yarı oranda faydalanabiliyordu. Çünkü kız çocuklarının değeri, erkek çocuklarının yarısı kadardı. İşte bu yüzden yüz yıl önceki Elif, kocasının kendinden başka kadınlarla evlenebilmesine sesini çıkaramıyordu. Çünkü yüz yıl önce yaşayan Elif bu duruma sesini yükseltse “talak-ı selase ile” üç kez “boş ol!” nidasının ardından kendini sokakta buluyordu. Çünkü yüz yıl önce yaşayan Elif’in haklarını koruyacak bir kanun yoktu. 
Bugün yaşayan Elif ise mirastan pay almaya erkek kardeşleri kadar eşit şartlara sahip. Bir başka kadının kocasıyla nikâh kıyma durumu yok. Ola ki bir aldatılma durumu var, işte o zaman bugün yaşayan Elif doğruca mahkemelere başvurup hakkını yasal mercilerde arıyor ve alıyor.
Yüz yıl önce yaşayan Elif, demokratik olarak kim tarafından yönetilmesi gerektiğine karar veremiyordu. Çünkü herhangi bir seçim olsa, yüz yıl önce yaşayan Elif’in ne düşündüğü bırakın etrafındakileri, seçilmek için aday olanları bile ilgilendirmiyordu. Yüz yıl önce yaşayan Elif’in köyüne ya da mahallesine bırakın muhtar olmayı, aza olmasına bile imkân yoktu.
Bugün yaşayan Elif’e adaylar fikrini sorabiliyor ve bugün yaşayan Elif seçim sandığına gidip, oy pusulasına mühür basabiliyor. 
Yüz yıl önce yaşayan Elif’in belki okuma yazması bile yoktu. Okul denen bina yüz yıl önce yaşayan Elif’e o kadar uzaktı ki, eğer kalbinde az biraz ışık olan bir aileye sahip değilse o okulun bırakın içine girmeyi, yakınından bile geçemiyordu.
Bugün yaşayan Elif ise üniversitelerde okuyor. Doktor oluyor sağlık dağıtıyor, öğretmen oluyor bilgi dağıtıyor, mühendis oluyor teknoloji üretiyor, hukukçu oluyor adaleti kolluyor, polis oluyor güvenliği sağlıyor,  seçiliyor belediye başkanı oluyor koskoca bir şehri yönetiyor, milletvekili ya da bakan oluyor ülkeyi idare ediyor.
Yüz yıl önce yaşayan Elif için saray, eğer hanedandan gelmiyorsa bir başka gezegende gibi duruyordu. Eğer şansı varsa ve mutlaka içeriden bir tanıdık, o saraya anca hizmetçi olabiliyordu. Hanedan üyelerinden önce kalkan ve onlardan sonra yatan, her isteklerine koşan, kirlilerini yıkayan, yemeklerini hazırlayan, çocuklarına bakan biriydi.
Bugün yaşayan Elif ise azmi sayesinde o sarayın başköşesinde oturabilme şansına sahip. Belki ona da başka Elifler hizmet ediyor, ama bu hizmetin karşılığı insani bir biçimde alınıyor.
Yüz yıl önce yaşayan Elif asla yanında erkek olmadan sokağa çıkamıyordu. Bir alış veriş ihtiyacı olacaksa bile mutlaka evin erkeğini beklemesi gerekiyordu. Erkek günlerce eve gelmese, ekmek almak için bile evden ayrılamıyordu. Kendi diktiği şalvarından, kocasının aldığı çarşafından başka bir şeyi yoktu. Gebe kalsa doktor yüzü görmeden çocuğunu dünyaya getiriyordu. Belki bazen getiremiyordu. Ya Elif ölüyordu, ya çocuk ölüyordu, ya da ikisi birden ölüyordu.
Bugün yaşayan Elif ise yanında kimse olmadan, kimseye ihtiyaç duymadan sokağa adımını atabiliyor. İhtiyacı olan ne varsa kimseye hesabını vermeden sahip oluyor. Gebe kalıyor, çocuğunu dünyaya getirene kadar doktor kontrolünde oluyor. Hastanelerde o ve onun gibi anneler için hazırlanan servislerde doktor kontrolünde doğum yapıyor, çocuğunun sağlığını takip edebiliyor.
Ve sonra yüz yıl önce yaşayan Elif, kağnısına yüklediği top mermilerini gecenin karanlığında cepheye taşıyordu.
Bugün yaşayan Elif ise yüz yıl önce yaşayan Elif’in bıraktığı bayrağı kendisine bu günleri sağlayan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde yürüyor ve eğitimde, sağlıkta, hukukta, teknolojide, ülke güvenliğinde dalgalandırmaya devam ediyor.  
Cumhuriyeti kuran kadınlarımıza ve
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnet ve saygıyla…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum