içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yılın Alanyalısını açıklıyorum

Pascal Nouma, Beşiktaşa transfer olduğunda Beşiktaş seyircisiyle arasında başka türden bir iletişim oluşmuştu. Adına besteler yapılmış nadir futbolculardan biriydi. O tribün bestesinde Beşiktaş taraftarları, Fransız oyuncuya şöyle sesleniyordu.

“Fransa’da doğdu,

Beşiktaşlı oldu

Helal olsun sana

Pascal Nouma!”

Aradan yıllar geçti, Pascal Nouma futbolu bıraktı, ama bu ülkeyi bırakmadı. Vatanı gibi sahiplendi. Türkçe öğrendi, filmlerde, reklamlarda oynadı. Basbayağı bizden biri olmuştu. Bizim Pascal oluıvermişti.

Bir yabancının, bir anda yerliden daha yerliye dönüşmesindeki örneklerden biriydi Pascal Nouma.

 

Ayumi Takano, 1997 yılında Türkiye’ye adım attığında, bu ülkenin onun hayatında nasıl bir yere sahip olacağını bilmiyordu. 1998 yılında kendini bir anda kamera karşısında buldu ve Her Şey Çok Güzel Olacak filminde küçük bir rolde yer aldı. Sempatik tavırlarıyla ve Türk halkının gönlünde yer etti. Ayumi o yıldan bu yana Türkiye’de yaşıyor ve yılda sadece birkaç kez Japonya’ya gidiyor ve Ayumi Takano, 2010 yılından bu yana Türkiye-Japonya arasında dostluk elçiliği görevini yürütüyor.

 

Juanito, 1965 yılında ilk kez Türkiye’ye geldi. Cezayirli bir müsizyendi ve Fransızca şarkılar söylüyordu. Avrupa’da oldukça ünlüydü. Sözde iki aylığına İzmir’e gelmişti, ama yıllarca Türkiye’de yaşadı. Juanito sayesinde Türk Pop Müziği oldukça şekillendi ve Türk Pop Yıldızları bugün bile yurtdışında konserler vermekte…

 

Bu örnekleri neden mi verdim?

Cevabı gayet basit;

 

Anastasia Petrova Çetinkaya.

Hani Alanya Bağımsız Belediye Başkanlığı adaylığı sürecinde ve seçim sonrasında Alanyalı “bağzı münevverlerin” hani şu Rus aday dedikleri Anastasia’dan bahsediyorum.

 

Hayatları bir siyasi görüşün ipoteğinde, akılları ise konjonktürel siyasete emanet edilmiş kişilerin anlayamadığı ve asla anlayamayacağı Anastasia’dan…

 

Murmansk/Rusya’da doğduğu ve hem Rusya’da hem de Norveç’te eğitim gördüğü yılları zaten biliyorsunuz. Seçim döneminde çokça anlatıldı. Tekrar etmeye gerek yok.

Ben başka bir şey anlatmak istiyorum.

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri bitip, her şey eski halini almaya başladıktan sonra, Anastasia’nın hayatı hiç de eskisi gibi olmadı. Zira Anastasia kendine güvenen ve oy veren seçmenine bir söz vermişti.

“Belediye Başkanı olmasam da Alanya için çalışmaya ve projeler üretmeye devam edeceğim!”

Bizim memlekette siyasi sözlerin ne kadar tutulduğunu az çok hepimiz biliriz. Hatta Anastasia’nın bu sözleri sonrasında da “Seçimden sonra bunu da görürüz,” diyenler ve hatta işi daha da ileri götürüp, “Kendine ev aldıracakmış,” gibi saçma salak iddialar bile oldu.

Peki, sonra ne mi oldu?

31 Mart Yerel Seçimlerine giren diğer adaylara bakalım.

Baktık mı?

Ben baktım ama göremedim.

Çünkü iki isim dışında 31 Mart akşamı hepsi buhar oldular.

Biri seçimin galibi Adem Murat Yücel, diğeri Anastasia Petrova Çetinkaya.

Biri belediye başkanlığını resmi yollardan yürütürken, diğeri seçmenine 31 Mart öncesinde verdiği sözleri tutma peşinde.

Anastasia son 1 yılının neredeyse yarısını yurtdışı toplantılarında geçirdi. Her gittiği yerde Alanya’yı anlatıyor. Öyle sıradan isimlere de değil. Yabancı parlamenterler, bakanlar ve işadamları Alanya’yı öğrenmek için Anastasia’nın kapısını çalıyorlar ya da onu gittikleri her yere davet ediyorlar.

Şimdi düşün bakalım benim Alanyalım;

Seçilemediği halde böyle projeler üreten ve uluslararası ilişkileri başaran ve halen de yürüten Anastasia, Belediye Başkanı olsaydı eğer, Alanya’ya neler olurdu?

“Rusya’da doğdu,

Alanyalı oldu,

Helal olsun sana,

Bizim Anastasia!”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum